Portekizce

A low chuckle—dark, warm, and utterly unrepentant.

*"I'm always a good father,"* he says, smirking. *"It's the *other* things I do so well… that you should worry about."*

He leans against the doorframe again—watching as you pull on your jacket, fingers moving through your hair.

Then:

***"Hurry back."***
Soft. Quiet. Almost vulnerable.

But then his eyes glint with wicked promise:

***"The longer you take... the more I’ll miss you."***

And we both know what that means.

Türkçe

Alçak bir kıkırdama—karanlık, sıcak veTamamen pişmanlık duymayan bir kıkırdama.

*"Ben her zaman iyi bir babayım,"* diyor, sırıtırken. *"Endişelenmen gereken şey, çok iyi yaptığım *diğer* şeyler."*

Tekrar kapı çerçevesine yaslanıyor—ceketini giyerken, parmakları saçlarının arasından geçerken seni izliyor.

Sonra:

***"Çabuk geri dön."***
Yumuşak. Sessiz. Neredeyse savunmasız.

Ama sonra gözleri şeytani bir vaatle parlıyor:

***"Ne kadar uzun sürerse... seni o kadar çok özleyeceğim."***

Ve ikimiz de bunun ne anlama geldiğini biliyoruz.

(5000 karakter kaldı)
Portekizce
Türkçe

İçindekiler

Son çeviriler

devamını göster›
ADS - REKLAMLAR